MAPUZEM
Hoş Geldiniz

Beden Eğitimi ÖABT

Sınav Kaygısı Nasıl Yenilir? AGS-ÖABT'de Elin Titriyorsa

Emir Beyazıt
Emir Beyazıt
· 6 dk okuma

Sınav kaygısını yenmenin ilk adımı, onu besleyen kaynağı doğru bulmaktır. Sınavda eli titreyen adayların çoğu eksik çalışmış olmuyor. Ailenin ve çevrenin baskısına bir de kendi kurdukları "ya kazanacağım ya kazanacağım" baskısını ekliyorlar. Çözüm hedefi küçültmek değil. Sonucun ağırlığını sırtından indirip kontrol edebildiğin tek şeye, yani emeğine odaklanmak.

Bu yazı, MapUzem'in 2026-2027 Rehberlik Haftası'nın ilk yayınında (28 Eylül 2026) konuşulanlardan derlendi. Anlatılan örnekler MapUzem kurucusu ve Beden Eğitimi ÖABT koordinatörü Emir Beyazıt'a ait.

"Her şeyi yaptım ama sınavda kalemi tutamadım"

Sınav senesinin sonunda sık duyulan bir cümle var: Söylenen her şeyi yaptım, çok iyi çalıştım ama sınavda ellerim titredi. Ter, nefes darlığı, çarpıntı derken soruyu okumak bir yana, kalemi tutmak bile zorlaşıyor.

Emir Beyazıt yayında bu tabloyu açıkça ayırdı. Ortada psikolojik ya da fiziksel bir rahatsızlık yoksa sebep çoğunlukla bilgi eksikliği değil. Aday kendi üzerinde öyle bir baskı kurmuş ki bu baskı sınav anında bedenine yansımış. Yani sınav anını yönetmek şansa bırakılacak bir iş değil. Doğru çalışmak kadar önemli ve onun da bir hazırlığı var.

Buradan çıkan ilk ders şu: kaygı sınav sabahı başlamıyor. Sene boyunca kendine nasıl konuştuğunla birikiyor.

Kaygıyı büyüten dördüncü baskı: kendi baskın

Sınava hazırlanan bir öğretmen adayının üzerinde zaten birkaç yük vardır:

  • Aile baskısı: Kimi aday açık baskı görür. Kimi ise öyle büyük bir hürmet ve beklenti görür ki onun altında ezilir.
  • Mahalle baskısı: Çevrenin soruları ve karşılaştırmaları.
  • Ekonomik koşullar: Çalışarak hazırlanmak, bir yılı sınava ayırmanın maliyeti.

Bunların çoğu senin elinde değil. Ama dördüncüsü tamamen senin elinde: kendine yüklediğin "atanmazsam her şey biter" cümlesi. Beyazıt'ın yayındaki tespiti netti. Bu cümleyi diğer yüklerin üstüne eklediğin anda kazanma ihtimalini artırmıyor, düşürüyorsun.

"Derece yapacağım, yapamazsam canım sağ olsun"

Yayında birkaç kez vurgulanan cümle buydu. İlk bakışta hedefi küçültmek gibi duruyor ama tam tersi.

Cümlenin ilk yarısı hedefi koruyor: derece yapacağım. İkinci yarısı ise o hedefin üzerindeki ölüm-kalım ağırlığını kaldırıyor: yapamazsam canım sağ olsun. Beyazıt'ın vurguladığı nokta şu: her şeyi doğru yapıp yine de istediğin sonucu alamayabilirsin. Çünkü insan kusurlu bir varlık. Hiç beklemediğin bir soru gelebilir, gözünün, dikkatinin, o günkü performansının bir sınırı var. Bunu baştan kabul eden aday sınava daha rahat girer. Kabul etmeyen aday ise her takıldığı soruda kendini yer.

Futboldan bir ders: kötü oynayabilirsin, kötü koşamazsın

Uzun yıllar futbol oynamış biri olarak Beyazıt, sahadan bir benzetme yaptı. Maça "yenmezsek biteriz" diye çıkan takım aşırı konsantrasyonla kasılır ve genelde kaybeder. Maça "iyi hazırlandık, emeğimizi sahaya yansıtacağız, rakip iyi olabilir, hata yapabiliriz" diye çıkan takım ise oyununu oynar.

Bu yaklaşımın sınavdaki karşılığı iki ayrı sorudan geçiyor:

Senin kontrolünde değilSenin kontrolünde
Hangi soruların geleceğiSene boyunca ne kadar düzenli çalıştığın
O gün kaç soru bileceğinSınava uykulu mu dinç mi girdiğin
Başkalarının netiTakıldığın soruda paniğe kapılıp kapılmadığın
Kontenjan, taban puanBildiğin soruyu işaretleyip işaretlemediğin

Beyazıt bunu şöyle özetledi: Kötü oynayabiliriz ama kötü koşamayız, kötü mücadele edemeyiz. Sonuç sol sütunda, emek sağ sütunda. Kaygı çoğunlukla sol sütuna bakmaktan doğar.

Son hafta paniği: birkaç soru için bütün sınavı riske atma

Sınava günler kala, hiç çalışmadığın bir konu fark edebilirsin. O anda içgüdüsel tepki, kalan zamanda o konuyu da yetiştirmeye çalışmaktır. Ama bu kararın bir bedeli var.

Bazen birkaç soruyu öğrenmek için yaşadığın telaş ve yorgunluk, sınavı yönetmeyi zorlaştırabilir. Son günlerde yeni bir konuya girdiğinde, anlamadığın her yerde "bunu neden daha önce çalışmadım" diye kendini yiyebilirsin. Sınava hem yorgun hem stresli girersin. Bu stres, zaten bildiğin sorulardaki performansına da yansır.

O yüzden bu noktada hesabını iyi yapman gerekir:

  • O konudan kazanabileceğin soru sayısı ne kadar?
  • Kalan sürede o konuyu gerçekten öğrenebilir misin, yoksa yalnızca telaşlanmış mı olursun?
  • Bu uğraş, uykunu ve bildiğin konuların son tekrarını ne kadar yiyecek?

Birkaç soru için sınav gecesi uyumayıp sabaha uykusuz giren aday, bütün sınavın performansından kaybeder. Bazen en doğru karar, o birkaç sorudan bilerek vazgeçip bildiklerinle sakin bir kafayla sınava girmektir.

Deneme netleri kaygıyı nasıl besler?

Kaygının sene içindeki en büyük yakıtı deneme sonuçları. "10 net yaptım, acaba ben yapamayacak mıyım?" diye başlayan düşünce birkaç denemede özgüveni bitirebilir.

Yayında önerilen bakış açısı basit: denemeye sevinmek ya da üzülmek için bakma. Onun yerine üç soru sor:

  • Yanlış yaptığım soruyu nasıl doğruya çeviririm?
  • Tesadüfen doğru yaptığım soruyu nasıl gerçekten bilir hâle gelirim?
  • Bugün 10 yaptıysam, 11'e çıkmak için neyi kapatmam gerekiyor?

Bu sorular deneme sonucunu bir yargıdan çıkarıp bir yapılacaklar listesine çeviriyor. Bunun en pratik aracı yanlış defteri. Nasıl tutulacağını ayrı bir yazıda anlattık (aşağıdaki bağlantılara bak).

Sınavdan sonraki net anketlerine de aynı mesafeyi koy. Sonuçlar açıklanana kadar başkalarının netlerini okumak, kontrol edemeyeceğin bir şey için kaygı üretmekten öteye geçmiyor.

Kıyaslama: gruptaki 45 net seni neden ilgilendirmiyor?

Sene başında çalışma gruplarında ilk aydan 50 soruda 45 net yapanları göreceksin. "Ahmet AGS'yi Ocak'ta bitirmiş, ben hâlâ bitiremedim" diye düşüneceksin. Beyazıt'ın cevabı kısa: Sana ne Ahmet'ten?

Ahmet kendine göre bir plan yapmış. O planın kendine göre doğrusu da yanlışı da var. Senin tek rakibin dünkü hâlin. Yayındaki cümleyle: birinciler önüne bakar, diğerleri birinciye.

Aynı mesafe sosyal medyadaki hoca ve kurum polemikleri için de geçerli. Sınav senende kimin kime ne dediğini takip etmek, ders çalışmaya ayırman gereken dikkati dağıtıyor. Beyazıt'ın gözlemi de bu yönde: bu tür magazini sevip çok başarılı olan adaya pek rastlamadığını söyledi.

Sınava bu kadar anlam yükleme

Yayında altı çizilen bir başka cümle: Bu sınav senden önemli değil.

Karşısındaki kitle üniversite bitirmiş, kendini geliştirmiş insanlar. Beyazıt'ın ifadesiyle "taşı sıkıp suyunu çıkarabilecek" insanlar. Sınava hazırlanıyorlar çünkü mesleklerini yapmak istiyorlar. Ama sınav, hayatlarının tek kırılma noktası değil. Sınavı hayatın tamamı hâline getirdiğinde, kazansan da kazanmasan da sağlığın bundan zarar görüyor.

Kaygılanacaksın, üzüleceksin, bazen öfkeleneceksin. Bunlar insan olmanın parçası. Amaç hiç kaygılanmamak değil, kaygının kararlarını yönetmesine izin vermemek.

Ne zaman bir uzmana görünmelisin?

Buradaki önerilerin hepsi zihinsel yükü hafifletmek için. Ama bazı durumlar bunun ötesine geçer.

Yayında bu açıkça söylendi: MapUzem'in hocaları psikolog değil. Gerçekten bir odaklanma sorunun varsa, örneğin dikkat eksikliğinden şüpheleniyorsan, bir doktora veya psikoloğa görünmelisin. Devlet hastanesi de olur, özel de. Bunun utanılacak ya da çekinilecek bir yanı yok. Sınav bu durumu senin için kolaylaştırmayacak. O yüzden onu yönetebilmen için destek alman gerekiyor.

Genel bir not olarak: kaygı sınav dışında da sürüyor ve gündelik hayatını zorlaştırıyorsa, bunu yalnız başına çözmeye çalışmak yerine bir uzmana danışmak doğru olur.

Sık sorulan sorular

Sınav kaygısı yaşamak normal mi?

Evet. Sınava hazırlanan pek çok aday bir noktada kaygılanır. Sorun kaygının varlığı değil, sınav anında soruları okumanı ve düşünmeni engelleyecek kadar büyümesi.

Sınava bir hafta kala yeni konu çalışılır mı?

Küçük eksikleri kapatmak mümkün. Ama büyük ve hiç görmediğin bir konuyu son hafta açmak, o konudan kazanacağın birkaç sorudan fazlasına mal olabilir. Birkaç soruyu öğrenmek için yaşayacağın telaş ve yorgunluk, sınavı yönetmeyi zorlaştırabilir. Hesabını iyi yapmalısın.

Deneme netim düşük, moralim bozuluyor. Ne yapmalıyım?

Denemeyi bir not değil, bir eksik listesi olarak oku. Her denemeden sonra yanlış yaptığın ve şansla doğru yaptığın soruları ayır. Bir sonraki denemeye kadar bunları kapatmaya odaklan.

Sınav kaygısı ne zaman uzman desteği gerektirir?

Uzun süredir dikkatini toplayamıyorsan ya da kaygı sınav dışında da gündelik hayatını zorlaştırıyorsa bir doktora veya psikoloğa görünmelisin.

İlgili içerikler

Rehberlik Haftası (28 Eylül – 3 Ekim 2026) yayınlarının tamamı ve yıllık hazırlık programı için MapUzem sayfasını inceleyebilirsin.

MapUzem
X'te paylaşLinkedIn'de paylaş

İlgili yazılar